• AMERIKAN DOLARI
    7,5699
    % 0,48
  • € EURO
    8,9993
    % 0,17
  • ALTIN (TL/GR)
    412,48
    % 0,31
  • £ POUND
    10,4692
    % 0,30
  • ¥ YUAN
    1,1595
    % -0,05
  • РУБ RUBLE
    0,1016
    % 0,03
  • BITCOIN/TL
    376705,680
    % -1,31
  • BIST 100
    1.549,68
    % 0,50

Kapitalizm Nedir?

Kapitalizm Nedir?

Kapitalist sistem toplum yapısını ikiye ayırmaktadır; yönetici sınıfı ve yönetilenler. Yönetici sınıfı üretim araçlarını elinde bulundurur ve işletimde yine yönetici sınıfının elindedir. Yönetici sınıfı her zaman kendi çıkarları doğrultusunda hareket ediyor demek yanlış olmaz. Buda kapitalizmin temelini oluşturmaktadır. Yönetici sınıfı daima en yüksek çıkarı hedeflemektedir. Günümüzde yönetici sınıfı diyebileceğimiz patron, müdür ve işletme sahipleri kendi çıkarlarının sürekli olarak en yüksek olması adına en düşük maliyete ile en fazla kar elde etmek istemektedirler.

Kapital sisteme göre tüketici de en düşük maliyet ile en yüksek karı hedeflemektedir.  Toplamda üretici, tüketici, tasarruf sahibi ve devletin çıkarların birbirini dengeleyerek orta bir yolda buluşurlar. Her kesim sonuç olarak kendi çıkarı doğrultusunda hareket ederse o zaman ekonomik olarak refahın en üst noktaya yükselir anlayışı kapitalizmde hakimdir.

Kapitalizmin bahsettiği bu denge günümüzde işe yarıyor mu? sorusuna cevap vermemiz gerekiyor. Bahsedilen en yüksek refah seviyesine kapitalist ülkelere baktığımız zaman toplum yapısında zengin sınıf küçük bir kısmı oluştururken geriye kalan büyük payda ise büyük bir fakirlik söz konusudur. Kapitalizmin daha iyi kavranması için şimdi tarihsel sürecine bakalım

Kapitalizmin Ortaya Çıkışı

Kapitalizm ekonomik bir yapısının olmasının yanında tarihsel bir sürekliliği olduğu kabul edilir. Kapitalist sistemin hâkim olmadığı bir önceki dönemi incelediğimizde feodal bir sistemin hâkim olduğunu görmekteyiz.  Aristokrat sınıfı ellerinde bulundurduğu üretim araçları ile halkın topraklarda çalışmasına izin vermekte fakat geçimini sağlayacak kadar halkın elde etmesine izin vermekteydi. Kent yaşamında ise ticaret ve zanaat sahibi olanlar biraz daha iyi durumdaydı diyebiliriz. Kırsal kesimde yaşayan halk yavaş yavaş kentlere göç etmeye başlamasıyla kırsal alanlarda ekim alanları işlemez hale gelmeye başlamıştı. Ticaretin büyük bir önem kazanması ile feodal sistemin sonu gelirken kapitalist sisteme geçişin olduğunu görmekteyiz.

Sanayi Devriminin de gerçekleşmesi ile kapitalizm daha geniş coğrafyalara taşınmaya yavaş yavaş başladı. Devletin değil piyasanın hâkim olduğu bir döneme doğru geçiş başlamış bulunuyor bu noktadan itibaren.

Ekonominin nasıl olması ve kapitalist sistemi Adan Smith tarif etmiştir. Bu ilkeler ile kapitalist sistemin temel amacını ve ne anlama geldiğini daha iyi bir şekilde anlamamız mümkündür.

  1.   Özel Mülkiyet
  2.   Rekabet Ortamı
  3.   Devletin Rolü
  4.   Miras

Kısaca bu ilkelere değinmek gerekirse özel mülkiyet ile ortada bir pasta vardır ve gücünüz ne kadar ise bu pastadan yiyebilirsiniz. Büyük dilimi almak için de rekabet ortamının yaşandığını ve bireylerin hırsla mücadele içinde olduğu bir ortam söz konusudur. Ve burada küçük balıksanız büyük balık sizi kesinlikle yiyecektir. Devletin bu sistemde müdahale noktası zayıftır. Devletten beklenen tek şey ise ekonomiye zarar verecek müdahaleleri engellemektir. Özel mülkiyetten kaynaklanan miras hakkı ölen kişinin yakınlarına devredilmesi hak olarak kabul edilmektedir. Bu ise gücün tek bir soyda kalması sağlamaktadır.

 

Araç çubuğuna atla